Mardin’de Yaşıyor. Duymuyor, Konuşmuyor,Dışarı İse Çıkamıyorlar Ve Geceleri …

Kızıltepe ilçesi Atatürk Mahallesi’nde yaşayan M. (8) ve N. Boz (6) kardeşler, albino hastalığıyla dünyaya geldi.

Doğuştan pigment eksikliği nedeniyle derileri, kılları ve gözleri ak renkli olan albinizmli kardeşler, tenlerinden dolayı güneşe

çıkamıyor, akranları gibi

sokakta oyun oynayamıyor.

İşitme engelli de olan

çocukların annesi

Y. (27) ve inşaat işçisi baba

S. Boz (32), çocuklarının daha güzel bir yaşam sürmeleri için yardım bekliyor. “Akraba evliliği yaptık”

Çocuklarını çok sevdiğini ifade eden baba Boz, Allah’ın herkese bunu nasip etmediğini belirterek,

“Eşimle 9 yıldır evliyiz. İki çocuğum doğduktan sonra doktor 3’üncü çocuğa izin vermedi.

Onun da böyle doğacağını söyledi. Doktorlar annenin hayati tehlikesinin de olacağını söyleyerek izin vermediler. İki kızımız da böyle doğdu. Eşimle akrabayız.

Doktorlar test yaptı ve bunun genetik olduğunu söyledi. Ailemizden geliyormuş ama ikimize denk geldi” dedi. Çocuklarının daha güzel bir hayat geçirmeleri için bir ev istediğini anlatan

Boz, “Kirada oturuyoruz. Bu çocuklar devamlı ses çıkartıyor, aileler rahatsız oluyor.

Biz de çocuklarımıza müstakil bahçeli bir ev istiyoruz. Bu çocuklara daha güzel bakabilmek için bir ev istiyoruz.

Biz ne kadar bakarsak bakalım içimiz rahat olmuyor.

Ev bizim olmadığı için her şeyi yapamıyoruz. Böyle bahçeli, çiçekli ev istiyoruz. Kiradan kurtulursak rahatlayacağız” diye konuştu.

İstanbul’a gitmemiz gerekiyor” İnşaatlarda çalıştığını ancak işe fazla gidemediğini anlatan baba Boz, şunları kaydetti:

“Çocukların mama raporları için uğraşıyorum. Hormonları çok yüksek olduğu için Merve 5 yaşında ergenlik dönemine girdi.

Her ay Diyarbakır’a gidip iğne vurup geliyoruz. Bu iğneler 12-13 yaşına kadar vurulacak. Bir de çocuklarımız güneşe çıkamıyor.

Albino rahatsızlığı olduğu için bunlar güneşe de çıkamıyor. Güneşe çıktıkları zaman yüzleri leke oluyor. Krem gerekiyor. Sürekli mama kullandıkları için bağırsakları çalışmıyor.

Yemek yiyemiyorlar. Sadece mama ile beslendikleri için 100 liraya meyve alıp onlara meyve sıkıyoruz.

Devletten bakıcı parası alıyoruz ama kirada oturuyoruz. Diğer masraflarla birlikte bize zar zor yetiyor.

Tedavi için Gaziantep ve Diyarbakır’a gidiyoruz. İstanbul’a gitmemiz gerekiyor ama imkanımız yok.

” Çocuklarına bakarken çok zorlandığını aktaran anne Y. Boz ise, “Sütlerini hazırlıyorum.

Altlarını temizliyorum. Güneş kremlerini sürüyorum. Özellikle geceleri çok zorlanıyorum.

Gece uyanınca sabaha kadar uyumuyorlar. Kızlarımız hem albino, hem de duyma ve konuşma engelli. İlginç sesler çıkarıyorlar.

Dişlerini birbirine sürtüyorlar” ifadelerini kullandı.

Bayılarak Yiyoruz! Bu Haberi Okuduktan Sonra Ağzınıza Bir Daha Sürmiyeceksiniz

Yeni bir araştırma sayesinde, işlenmiş et tüketimindeki artışla meme kanseri riskindeki artışın bağlantılı olduğuna dair kanıtlara ulaşıldı. 260 binden fazla kadını analiz eden araştırmacılar, haftada ortalama iki sosise denk gelen işlenmiş et tüketiminin, meme kanseri riskinde yüzde 50 civarında artışa neden olduğunu buldular…

İşlenmiş etler ve

göğüs kanseri

İşlenmiş Kırmızı Etler

Kanser Riskini Artırıyor

“Dünya Sağlık Örgütü, 2015 yılında işlenmiş etlerin kolorektal kanser riskini arttırdığını doğrularken, kırmızı eti “muhtemelen kanserojen” kabul ediyordu. Bu sonuçlar yapılan 800’den fazla çalışmaya dayanarak ortaya konuldu. Önceki araştırmalar ayrıca, işlenmiş kırmızı etlerin göğüs kanseri riskini artırabileceğini ileri sürüyordu. Araştırmacılar, yeni çalışma ile bu ilişki hakkında daha fazla bilgi edinmeye çalıştı.

2-İşlenmiş Kırmızı Etler Kanser Riskini Artırıyor

40-69 yaşlarındaki 262 bin 195 kadına ait veriler araştırmaya tabi tutuldu. Göğüs kanseri tanısı konan toplam 7 bin 919 kadın, yedi yıl boyunca takip edildi. İşlenmiş et tüketimi en az olan kadınlarla günde en az dokuz gram işlenmiş et tüketenler karşılaştırıldığında, ikinci grubun yüzde 21 oranında daha fazla meme kanseri riski taşıdığı tespit edildi. Sığır ve dana eti gibi kırmızı et yemekle meme kanseri riski arasında bir ilişki bulunamadı.

İşlenmiş et tüketenlerde beşte bir oranında artış

İşlenmiş Kırmızı Etler Kanser Riskini Artırıyor

Ardından araştırmacılar, analizlerini, kırmızı ve işlenmiş etlerin ve meme kanseri riskinin izlenmesine yönelik önceki 10 çalışmadan elde edilen sonuçlarla birleştirerek yapılan çalışmaları değerlendirdiler. İşlenmiş et alımının postmenapozal meme kanseri riskini yüzde dokuz oranında arttırdığını ortaya koydular.”

Yediğimiz Köftelerde,Sucuklarda Bakın Neler Neler Çıktı

GIDA, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı uzun bir aranın ardından taklit veya tağşiş yaptığı kesinleşen firmaları ve ürünleri açıkladı. Bakanlığın açıkladığı listede 173 firmanın 282 ürünü buluyor.

Listede et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri, yağ, bal, bitkisel yağ, çikolata ve enerji içeceği üretcilerinin ürünleri yer alıyor. Özellikle et ve yağlarda yapılan taklit ve tağşişin boyutları inanılmaz boyuta ulaştı.

KÖFTEDE DOMUZ ETİ

Bir çok markada tek tırnaklı etine (at,eşek) rastlanırken, bazı firma ve restoranların domuz eti kullandığı ortaya çıktı. İstanbul Esenyurt’taki, bir restoranda Adana kıymasında, Tekirdağ Çorlu’da bir firmanın ürettiği kuru köfte ve sebzeli pişmiş köftede domuz eti tespit edildi.

Domuz eti tespit edilen bir diğer firma da Aydın’da üretim yapan bir sucuk üreticisi. Söz konusu firmanın ısıl işlem görmüş dana sucuğunda domuz etine rastlandı.

BOYALI PUL BİBER

Domuz eti ve tek tırnaklı etlerinin yanı sıra geçtiğimiz yıllarda devreye giren ve sucuk, salam, sosis gibi ürünlerde et karışımını engelleyen tebliğin de delindiği görüldü. Sadece dana eti ile üretildiği iddia edilen ürünlerde kanatlı etine rastlandı. Yine bazı restoranların kıymalarında sakadat tespit edildi.

Türkiye’nin en büyük gıda firmalarından birinin ‘Uzun sosis avantajlı’ paketinde ise ‘baş eti’ görüldü. Özellikle bazı zeytinyağı üreticilerinin de taklit ve tağşişe sıklıkla başvurduğu ortaya çıktı.

Edirne’de üretim yapan bir yağ üreticisinin ‘riviera zeytinyağı’ olarak sattığı ürüne mumsu maddeler ve pirina yağı karıştırıldığı ortaya çıktı. Şanlıurfalı bir biber üreticisinin isot kırmızı pul biberinde ‘boya’ kullandığı ortaya çıktı.

TULUMDA BİTKİSEL YAĞ

Birçok bal üreticisinin de ürünleri listede yer aldı. Ballarda fruktoz ve glukoza rastlandı. Takviye edici birçok gıdada ve enerji içeceklerinde ise ‘ilaç etken maddeleri’ bulundu. Süt ve süt ürünleri üreticileri de listede kendisine geniş yer buldu.

Tulum peynirlerinde bitkisel yağ ve nişastaya, manda yoğurtlarında süt yağı ve harici yağlara rastlandı. Bazı yoğurtlarda ise jelatin tespit edildi.

Vücuttaki Enfeksiyonları İyileştiriyor, Parazitleri Öldüren Ev Yapımı Antibiyotik.

Tarifini vereceğimiz doğal antibiyotik, birçok uzman tarafından en güçlü antibiyotikler arasına konuluyor ve enfeksiyonları etkili bir biçimde tedavi ederken parazitleri de yok ettiği söyleniyor.

İçeriğindeki etkili antiviral ve antimikrobik bakteriler sayesinde vücuttaki kan ve lenf dolaşımını arttırır. Bitkilere dayanan bu tarif, hem doğal hem de birçok sağlık sorununu tedavi etmesiyle öne çıkıyor.

Öncelikle her türlü parazit, bakteri ve mantar hastalıklarına karşı çok güçlü bir silahtır.

Bunun yanında kanı temizler, kan dolaşımını hızlandırır ve bu sayede birçok farklı kronik rahatsızlığı da önler. Doğal antibiyotik ‘in Bu kadar etkin olmasının sebebi de içeriğindeki kaliteli, doğal ve taze malzemelere dayanır.

Bununla birlikte tarifi hazırlarken mutlaka elinize eldiven giymelisiniz çünkü içeriğindeki acı biber, kaşıntı hissi yaratır ve yoğun koku elinize sinebilir.

İçindekiler

¼ fincan rendelenmiş zencefil

¼ fincan ince kıyılmış sarımsak

2 çorba kaşığı yabanturpu rendesi

2 yemek kaşığı zerdeçal tozu veya 2 tutam zerdeçal kökü

700 ml organik elma sirkesi

¼ fincan ince kıyılmış soğan

2 taze acı biber

Hazırlanışı

Elma sirkesi dışındaki tüm malzemeleri bir kapta karıştırıp bir kavanoza koyun. Ardından üstünden aşağı doğru elma sirkesini dökün.

Kavanozun 3’de 2’si kuru malzemelerden, kalan bölümü ise elma sirkesinden oluşmalıdır. Kavanozu sıkıca kapatıp iyice çalkalayın. 2 hafta boyunca kuru ve serin yerde muhafaza edip her gün birkaç kez sallayın.

2 hafta sonra karışımı iyice ezip süzün. Elinizdeki sıvı toniği salatalara kullanabilir, güveçlere ekleyebilirsiniz.

Sık görülen soğuk algınlığı sorunlarını önlemek ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için de bir çorba kaşığı tüketmeniz gerekir. Günde küçük bir bardağa ulaşana kadar kademeli olarak dozu arttırabilirsiniz.

Bu doğal antibiyotik Çok güçlü bir karışım olduğundan tükettikten sonra limon veya portakal yiyebilirsiniz

3’ü Bir Arada Kave İçenler Dikkat..!

Bazı markaların Üçü bir arada kahve içeriği 3 zehirden oluşur.1)Yakılmış kakao.2)Yakılmış fındık kabuğu.Öğütülerek kahve görüntüsü ve tadı verilmiş, koklandığında yanığı hemen fark edilir.3) Süt tozu.Doğal sıvı sütün sadece kurutma teknikleri ile toz haline getirilmiş halidir. Fakat bu masum hali içine melamin katılarak bozulabilir.4)Melamine katılır.

3’1 arada kahve

Tehlikesine dikkat

Lütfen

Dikkat et

Paylaşalım lütfen

(Melaminli Süt Tozu’na ithalat izni verildikten sonra (2010) bazı bazı markaların kahvelerinde kullandıkları süt tozunda melaminli süt tozu kullanım riski ortaya çıkmakta.)“Melamin yapısında fazla miktarda azot bulunan kimyasal bir bileşiktir. Bu nedenle sütteki protein oranını yüksek gösterebilmek için toz haline getirilmiş melamini süt ve süt tozlarının içine bir miktar ilave ediyorlar.
Bu üçlü bileşim İnsan vücuduna girdiğinde vücudun baş belası haline gelir.FDA’nın risk seviyelerinin üstünde melamin içeren ürünler böbrek taşı, böbrek yetmezliği ve bu sebeple ölümlere varan vakalara sebek olabilir. Melamin zehirlenmesinin semptomları arasında idrarda kan, idrara çıkamama, böbrek enfeksiyonu işaretleri ve yüksek tansiyon bulunmaktadır.

Unutmayın alışkanlık yapan her gıdanın sağlığa zararı olabilir.Üçü bir arada kahveleri çok seviyor ve illede içmek istiyorsanız sağlıklı olduğuna inandığınız güvenilir de denetimli markaları tercih edin.

DİKKAT EDELİM:

Aşırı kahve tüketimi kalbin ritmini olumsuz yönde etkiliyor. Kahvenin içerdiği kafein fazla tüketildiğinde, kalpte ritim bozuklukları meydana gelebiliyor. Düzensiz kalp atışları kalp çarpıntısına ya da taşikardi gibi rahatsızlıklara neden olabiliyor. Doktorlar özellikle kalp hastalarının sınırlı miktarda kahve içmelerini tavsiye ediyor.

(Alıntı // Bir gıda mühendisinin tespiti bu tesbiti de ben sevdiğim dostlarımla paylaştım. Takdir size aittir.)

Yüzünden Öyle Birşey Çıktı Doktorlar Şaştı Kaldı.Belkide Dünya’nın En Büyüğü

Epidermal kist, ciltte yaygın olarak bulunan benign bir büyümedir. Genellikle yüz, boyun veya gövdede görülür, ancak vücudun herhangi bir yerinde görülebilir.

Yüzünden öyle bir şey çıktı ki! Doktorların ağzı açık kaldı

Epidermal kist, ciltte yaygın olarak bulunan benign bir büyümedir.

Genellikle yüz, boyun veya gövdede görülür, ancak vücudun herhangi bir yerinde görülebilir.

Sebase kist; epidermal kist, epidermoid kist, epitelyal kist, steatom, sebase kist ve yağ kisti gibi isimlerle de bilinir.

Derinin epidermis adı verilen en dış tabakasında oluşan bir kist türüdür.

Bu kistler, deride yağ üreten bezlerin tıkanması ve cilt altında keratin denilen maddenin depolanması sonucu oluşmaktadır.

Yüzünden öyle bir şey çıktı ki! Doktorların ağzı açık kaldı

Kistlerin içi, süzme peynire benzer kıvamda olan yağlı sarı bir madde ile doludurKistler genellikle ağrısız ve hareketlidir. İltihaplanabilir ve enfekte olabilir.Kanserle ilgisi yoktur ve kansere dönüşmez.En sık görüldüğü yerler baş, boyun, yüz, sırt ve testis torbasıdır. Sebase kistler, bir yağ bezesi büyümesi olan lipomla sıkça karıştırılır.

Yüzünden öyle bir şey çıktı ki! Doktorların ağzı açık kaldı

Her yaşta görülmektedir. Bununla birlikte 20-40 yaş aralığında daha sık görülmektedir. Büyüklüğü 1cm ile 5 cm arasında değişmektedir. Epidermal kistin tedavi yöntemlerinde genellikle cerrahi yöntemler tedavi olarak kullanılır.

Yüzünden öyle bir şey çıktı ki! Doktorların ağzı açık kaldı

Bu girişimde başarı oranı yüksektir.Bölgeye göre cerrahi girişimin uygulama şekli değişmekle birlikte çoğu zaman ayakta işlem şeklinde uygulanır. 15 dakika gibi bir sürede alınan ucuz maliyetli girişimlerdir.

Yüzünden öyle bir şey çıktı ki! Doktorların ağzı açık kaldı

Epidermal kistin inflamatuvar hali olanlar vardir. Antibiyotik tedavisi uygulanır.

İşte operasyondan kareler…

Yüzünden öyle bir şey çıktı ki! Doktorların ağzı açık kaldı

Yüzünden öyle bir şey çıktı ki! Doktorların ağzı açık kaldı

Karbonatın İnanalmaz Mücizesi

Kuru, sert ve çatlamış topuklar özellikle ayakkabılarımızın içinde rahatsız etmektedir. Karbonat ile ayaklarınızı hem yumuşacık hem de rahatlamış olarak ucuz ama çok etkili bir yöntemdir. Özellikle bütün gün ayakta olanlar için bir kurtarıcı niteliğindedir. Aynı zaman da ayaklarınıza pedikür yaparak ölü deriyi kaldırır.

Karbonatın Ayaklarınıza İnanılmaz Mucizesi

NASIL YAPILIR?

3 yemek kaşığı karbonat ile

4-5 litre sıcak suyu bir kap içerisinde karıştırınız.

Karbonat eriyince ayaklarınızı içine

koyun ve 15-20 dakika kadar bekletin.

Çıkarttıktan sonra ise vazelin yada nemlendirici sürerek poşet ile ayaklarınızı sarınız. Ayrıca Nemlendirici yerine Wicks yada soğan koyarsanız iltihabı ve arılarınızı da atmış olursunuz.

Özellikle kadınlar da oluşan idrar yolu iltihabı tedavisinde de kalıcı çözüm üretir ve sabah kalktığımızda yumuşacık ve rahatlamış ayaklara sahip olacaksınız.

Farklı Bir Tedavi Yöntemi

Üç adımda ayaklarınızı güzelleştiren büyülü terapi; çatlak topuklar milyonlarca insan için büyük bir baş belasıdır. Çok tatsız görünüyorlar ve enfeksiyonların kaynağı da olabilirler. Sorun kolayca çözülmese de, topuklarınızı yumuşak ve pürüzsüz hale getirecek basit bir 3 adımlı işlem var.

İlk adım

Bir fincan ılık suya 2 çay kaşığı karbonat ve bir tutam tuz ilave edin. Çözülene kadar iyice karıştırın sonra ayaklarınızı 10-15 dakika bekletin. Sonunda bir pomza taşıyla topuğunuzu sürüp havlu ile kurutun.

İkinci adım

Ev de ölü deriyi atma işlemi içerir. 2 çorba kaşığı şekeri 2 çorba kaşığı zeytinyağı ile karıştırın ve karışımı ayağınıza 5 dakika boyunca sürün ölü derinin pul pul döküldüğünü göreceksiniz. Son adıma geçmeden ılık suyla durulayın.

Son adım

Ev yapımı bir nemlendirici hazırlamayı içerir. Bir kaba sıcak su doldurun sonra 2 çorba kaşığı zeytinyağı ve bir çay kaşığı bal ekleyin. Ortaya çıkan kremi her gece yatmadan önce ayaklarınızın üzerine uygulayın ve daha sonra pamuklu çorap giyin. Bir gecede etkisini göreceksiniz. İşlemi haftada 2 kere yapabilirsiniz. Böylece ayaklarınız sonsuza kadar bakımlı kalacak!

Tırnak Batması Tedavisi Bu kadar Basit

Tırnak batması, tırnağın yana ya da cildin içine doğru uzamasıdır. Ayak tırnaklarında sıkça rastlanan bu problem nadir de olsa el tırnaklarında da ortaya çıkabilmektedir.

El ve ayaklarda oluşan tırnak batmaları sosyal yaşantımızı etkileyen ve oldukça can sıkan bir sağlık problemidir.

Genellikle yanlış tırnak kesiminden kaynaklı oluşan bu problemi ortadan kaldırmak için çeşitli yöntemler vardır.

Tırnak batması için doğal tedavi yöntemlerini sizler için hazırladık. Bu doğal tedavi yöntemlerini uygulayarak olumlu sonuç alacak ve sağlık probleminizi ortadan kaldıracaksınız.

Tırnak Batmasına İyi Gelen Yöntemler Sıcak su banyosu: Dayanabileceğiniz sıcaklıktaki suyu bir leğenin içerisine koyun ve sorunlu tırnağınızı içerisinde 15 dakika kadar bekletin. Günde 3 – 4 kez bu uygulama ile tırnak batmasından kaynaklı şişme ve ağrı ortadan kalkacaktır.

Tırnak altına pamuk yerleştirme:

Tırnağınıza yukarıdaki sıcak su banyosunu uyguladıktan sonra cımbız yardımı ile hafifçe batık tırnağı kaldırıp tırnak ile etin arasına pamuk yerleştirin. Bu yöntem ile tırnak etin içerisine doğru değil dışa doğru uzamaya devam edecek ve tırnak batması sorunu ortadan kalkacaktır.

Elma sirkesi: Dezenfektan özelliği olan sirke ile tırnak batması sonucu oluşan iltihabı ortadan kaldırabilirsiniz. Bir leğenin içerisinde eşit oranlarda sıcak su ile sirkeyi ekleyin ve tırnak batması olan tırnağı içerisinde 15 dakika bekletin. Günde 2 – 3 kez uygulayın ve çıkardıktan sonra kurulayın.

Tarif

1: Batık tırnağın içerisinde bekletilmesi için sıcak suya nane ekliyoruz. Tırnağımızı içerisinde 15 dk kadar beklettikten sonra çıkarıp kuruluyoruz. Daha sonra eşit miktarda hint yağı, limon yağı ve limon suyunu karıştırıp tırnaklarımıza masaj yapıyoruz.

Tarif

2: 50 gram kafuru 500 gram suyun içinde 5 dakika kaynatın. Bu karışımı 1 leğen ılık suyun içine boca edin.

Ayaklarınızı leğenin içinde 15 dakika bekletin. İyice kuruladıktan sonra tırnaklarınızı küt şekilde kesin ve ayaklarınıza kolonya sürün. Ardından 1 çorba kaşığı vazelin, 2 adet antibiyotik ve 1 çorba kaşığı limon suyunu karıştırın.

Bu karışımı tülbentlerin üzerine dökün ve bu tülbentlerle ayaklarınızı sarın. Bu şekilde mümkün olduğunca uzun süre kalın. Formülden sorununuz ortadan kalkana kadar yararlanın.

1 kova sıcak suyun içine yarım kâse nane ve 20 gram kâfur atıp kaynatın. İyice kaynadıktan sonra ılıklaşana kadar bekleyin.

Bu suda ayaklarınızı 30 dakika bekletin. Ardından 1 çorba kaşığı vazelin ile 5 adet dövülmüş aspirini karıştırıp masaj yaparak ayaklarınıza sürün. Bir uzmana görünmeyi de ihmal etmeyin.

Tırnak Batmasının Geçmesi İçin Uzman Tavsiyeleri:

Tırnaklarınızı çok kısa kesmeyin. Tırnaklarınız köşelerini dik köşeler şeklinde bırakmamaya özen gösterin. Yarım ay şeklinde kesin.

Dar ve sivri burun ve topuklu ayakkabılardan uzak durun. Evde yalın ayak gezin.Bir süre terlik, sandalet türü parmağınızı açıkta bırakan ayakkabılar kullanın.Ayaklarınızı mümkün mertebe kuru tutun.

Yalnızca pamuklu çorap kullanın ve günlük değiştirin.İçe doğru büyüyen, birkaç hafta süren, iltihaplı tırnak batmanız varsa mutlaka ortopedi doktoruna görünmelisiniz

ASLA YEMEYİN KANSERE DAVETİYE ÇIKARIYOR..

Kötü niyetli firmaların maliyeti düşürmek için çeşitli maddeler katarak ürettikleri taze kaşarlar kanser yapabilir. Ankara Üniversitesi (AÜ) Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Celalettin Koçak, süt ürünlerinde zaman zaman hilelere başvurulabildiğini belirtti. Taze kaşar peynirinin hileye en açık süt ürünleri arasında olduğunu bildiren

Koçak, kaşar

peynirindeki

hileyi tüketicilerin

anlamasının çok

zor olduğunu söyledi.

Kaşar peynirinin sütün pıhtılaştırılıp süzülmesinden sonra fermantasyona bırakılmasıyla elde edilen telemeden yapıldığını anlatan

Taze kaşarda kanser tehlikesi

Koçak, ancak insan sağlığını hiçe sayan bazı kötü niyetli firmaların, maliyeti düşürmek amacıyla son kullanma tarihi geçmiş, hijyenik olmayan, bozuk ve küflü peynirleri erittikten sonra bitkisel yağlar ve peynir altı suyu katarak taze kaşar peyniri ürettiğini belirtti.

Bu yöntemle tüketicinin sağlığıyla oynandığını ve aldatıldığını ifade eden Koçak, şunları kaydetti: “Türkiye’de üretilen taze kaşar peynirlerinin büyük bir bölümü bize göre eritme peyniridir. Kaşar peyniri direkt sütten yapılır ancak eritme peyniri direkt sütten değil, peynirden yapılır.

Piyasadaki taze kaşar peyniri üreticilerinin bazıları, eritme peynirden taze kaşar peyniri yapma yolunu seçmektedir. Bazı merdiven altı üretim yapan firmalar bu aşamada bozuk, küflenmiş, son kullanma tarihi geçmiş sağlıksız peynirleri, ellerindeki normal peynirin içerisinde eritebilmektedir.

Böylelikle sağlıksız peynirler, kaşar peynir içerisinde eritilmektedir.”

Kansorejen nikotoksinler Peynirin içerisinde esas olarak protein ve süt yağı olmasını bekleyen tüketicinin aldatıldığını ve sağlığıyla oynandığını dile getiren Koçak, “Taze kaşar peyniri yapımında küflü peynirlerin kullanılması durumunda, bu peynirler kanserojen nikotoksinler içerebilir” diye konuştu.

Tüketicinin satın aldığı her ürün için bilgi sahibi olma hakkının bulunduğunu bildiren Koçak, her üründe kodekse uygun etiketlerin bulunması gerektiğini vurguladı.

Taze kaşar peynirindeki hilelerin çok kolay önlenebileceğini bildiren Koçak, Tarım İl Müdürlüklerinin üretim yerlerinde yapacağı denetimlerle bütün Türkiye’de bu sorunun bir günde çözebileceğini iddia etti.

Koçak, diğer süt ürünlerinde de farklı hilelerle tüketicin aldatılmaya çalışıldığını, bunların önüne geçilerek dürüst üretim yapan firmaların haksız rekabetten korunacağını sözlerine ekledi.

Evinizdeki bu zehire dikkat.

Kliniğime gelen 12 yaşlarındaki kız çocuğu, bana gelmeden yaklaşık iki sene önce aşırı halsizlik, yorgunluk ve mide bulantısı şikâyetleri ile ailesi tarafından bir tıp fakültesine götürülüyor.

Teşhis aplastik anemi. Bu kemik iliğinin baskılandığı ve neredeyse tüm kan hücrelerinin sıfırlandığı korkunç bir hastalık.

Devreye hemen bu hastalığın tedavisi için kullanılan kemoterapi ilaçları ve kortizon giriyor. Küçük hastamın durumu iyice kötüleşiyor. Ölümün eşiğine gelen çocuktaki asıl sorun neymiş biliyor musunuz? Ağır metal zehirlenmesi..

Zehirlenmenin kaynağı mı? Tost makinesi. Anne tost makinesinin yüzeyi çizildiği için önlem almak adına içini alüminyum folyo ile kaplamış. Yani yediği tostlarla küçük kızın vücudunda yüksek miktarda alüminyum birikmiş.

Vücut ağır metallerin yükü altında, ilik baskılanmış kan hücresi üretemiyor. Neyse ki, hastam ağır metalleri vücuttan atan şelasyon tedavisine başladıktan kısa süre sonra tamamen iyileşti.

Alüminyum folyolar ısıyla temas ettiklerinde muhafaza ettikleri yiyeceğin içine alüminyum salmaya başlarlar. Bunu bilmeyen birçok ev hanımı, balığı, sebzeyi bu folyolara sarıp fırına atar.

Aslında kimse bunu bilmek zorunda değil. Esas sorumluluk folyoyu yapan ve bu bilgiyi paylaşmayan üreticide, onu denetlemeyen kurumlarda. Ama maalesef kimse bizi korumadığı için, bütün tehlikeleri öğrenmek ve önlem almak yine bizlere düşüyor..