DEFNE JOY FOSTER’İN OĞLU DELİKANLI OLDU! TIPKI ANNESİ GİBİ

Annesi 35 yaşında öldüğünde 2 yaşında olan Can, artık babası İlker Yasin Solmaz’ın yeni eşine ‘Anne’, onun ilk eşinden olan kızı Ceylin Naz’a ise ‘abla’ diyor.

Defne Joy’u kaybettikten 8 ay sonra ailesinin isteğiyle “Çocuğum çok küçük onun anne sevgisine ihtiyacı var” diyerek ana okulu müdürü Beyza Dankal’la yaşamını birleştiren Solmaz, yeni ailesiyle mutluluk pozlarını Instagram sayfasından paylaştı.

Görüntü yönetmeni İlker Yasin Solmaz, kendi çocuğundan ayırmadığı yeni eşinin kızına olan düşkünlüğünü paylaştığı fotoğraflarla gösterdi.

Can Kılıç’ın ise sadece birkaç fotoğrafını paylaşan Solmaz, hem kendi hem de yeni eşinin kızının isimlerini vücuduna dövme yaptırdı.

Can Kılıç’ın bebekliğini doya doya yaşamak için 16 ay işe ara veren Defne Joy Foster, “Asıl rahatlığı Can’la tam olarak iletişim kurduktan sonra yaşayacağım sanırım” demiş ancak bu günleri görmek çılgın sunucuya nasip olmamıştı.

Yeni Evlenen Çift

Yeni evlenen mutlu çift odalarına çekilirler.

Damat bey yeni karısına :

“Senden bana söz vermeni istiyorum. Başucumda duran bu komidinin ilk çekmecesini hiç açmayacaksın ve bana da hiç bir zaman bunu sormayacaksın.”

Karısı söz vermiş ve aradan 10 yıl geçmiş.

Kadın meraktan çıldırıyormuş.

Artık dayanamamış ve sözünü unutup çekmeceyi açmış.

Çekmecede 3 yumurta ve 750 $ görmüş.

Kocasına merakını yenemediğini anlatmış ve ne olduğunu sormuş.

Adam “Madem gördün bende sana anlatayım o zaman.

Evlendiğimiz gün kendi kendime karar verdim.

Seni her aldattığımda çekmeceye bir yumurta koydum.

” Kadın kocasının 3 kaçamağını affetmiş. Ve tekrar sormuş “Peki o 750 $ ne için ? ”

Adam : ” Yumurtalar çekmeceye sığmayınca onları satıp dolar aldım.”

Eşim Evlendikten kısa bir süre sonra askere gitti ve..

Eşim ben uyuduktan sonra yataktan kalkıyordu, ne yaptığını çok merak ediyordum Konuşmaları dinledi, duyduğuna göre bir erkekle konuşuyor ve kendini aldatıyordu. Bu düşünce beyninde dolaşmaya başladı. Daha fazla dayanamazdı eşine boşanma davası açmaya karar verdi.

İşte yaşanan olayın tüm detayları, U.Ç isimli kadın, her gece eşi uyuduktan sonra kalkıyor ve sesli olarak konuşuyor.

Kocası eşinin bu durumunu fark ediyor ve her gece uyurmuş gibi yapıp , eşi kalktığında onun kiminle ve ne konuştuğunu anlamaya çalışıyor eşim beni hiç umursamıyor.

Akşama kadar onun yolunu 4 gözle bekliyorum, ama o her geldiğinde yorgunum, canım sıkkın diyerek, nasılsın sorularıma bile ters cevap veriyor. Bugün az kazandım, bugün şu firma ile sıkıntı yaşadım, istediğim kadar fazla para kazanamıyorum birde şimdi senin dırdırınımı dinleyeceğim diyor.

Halbuki ben dırdır değil, onunla sohbet etmek istiyorum. Ben zayıfım, ilgi beklerim, hadi ilgi göstermesin ama bana hep kötü sözler söylüyor, işte yaşadığı sıkıntıların acısını hep benden çıkarıyor.

Sen ise o kadar şefkatli ve iyisin ki, ben huzur buluyorum, rahatlıyorum. O yüzden artık gecenin bu saatini özlemle çeker oldum’’ gibi konuşmalarına şahit oluyor. Kocası karısının konuşmalarını asla yüzüne vurmuyor.

Bu konuşmalarını duydukça eşine daha sert davranmaya başlıyor. Artık evde ne huzur ne düzen kalmıştır. Koca artık bu konuşmalardan aldatıldığına kesin kanaat getiriyor ve eşine bunun hesabını sadece mahkemede sormaya karar veriyor ve boşanma davası açıyor. U.Ç. boşanma kağıdını görünce bir şok daha yaşıyor. Mahkeme günü geliyor ve hakim kadına soruyor.

‘’Eşini aldatıyormuşsun. Başkalarıyla gece yarıları saatlerce konuşup eşini aldattığını iddia ediyor ‘’ diyor.
Kadın neye uğradığını şaşırıyor ve boşanma gerekçesinde konuştuğu kişiyle neler konuştuğunu hakim tek tek okuyor. Kadın bir anda kocasının gözlerine ağlayarak bakıyor. Kocasında ise sert ve nefret dolu bir ifade.
Kadın; eşimi sevmiyorum, istemiyorum diye boşanacağıonı beklerken, bu duydukları karşısında şok oluyor ve herşeyi anlatıyor.

Hakim bey , ben bırakın eşimi aldatmayı yabancı bir erkeği gördüğümde bile utancından ne yapacağını bilemeyen biriyim’’ derken kadın ağlayarak anlatıyor. ‘’Akşamları ben eşimi hasretle beklerken o benimle hiç ilgilenmedi. Bana hiç iyi söz sarf etmedi, bazan bana hakaret etti, bazan bağırdı, ama ben yine de işinde yaşadığı sıkıntılardır diye söz etmedim.

Yıllarca sürdü bu. Ben kendimi yapayalnız hissederken ben her gece eşim uyuduktan sonra kalkarak abdestimi alır, 2 rekat teheccüd namazı kılar ve elimi açar tüm sıkıntılarımı, dertlerimi Allah’a sesli sesli arz ederim. Beni dinleyen, anlayan, bana moral veren, bana huzur veren Allah’a yalvarırım.

Bana sabır ver. Ben eşimi çok seviyorum. O benimle hiç ilgilenmiyor ama olsun, ben bu evde kendimi güvende hissediyorum. Her gece kalkıp seninle konuşmak, sana derdimi anlatmak için bile güvenli evde olmak bana yetiyor.

Sen bana o kadar huzur veriyor ki, sen benim derdimi de anlıyorsun, senle konuştuğumda duyduğum huzur yetiyor. Şefkatin o kadar güzel ki. İyi ki varsın gibi dualar ediyorum.’’ Dedikten sonra kocasına başını çeviren kadın, kocasının başını yere indirdiğini gördü.

Kadın: ‘’Hakim bey keşke ölseydim de, böyle bir olay ile karşılaşmasaydım’’ diyerek ağlaması daha da arttı..

Hakim bu anlatılanlardan sonra kocasına dönerek, kocasına sordu

‘’söyleyeceğin bir şey var mı!’’

Kocası tek şey söyledi. Karım beni affetsin, bundan sonra onu asla üzmeyeceğim, ben hatamı anladım hakim bey’’ dedi…

Hakim erkeğe tek şey söyledi.

Aslında bana kalırsa suçlu olan sizsiniz. İşiniz kadar ailenize önem verseniz hayat ve toplum daha yaşanılır hale gelirdi. Ailesini ihmal eden biri toplumda kime ne fayda sağlar ki!

Eşek Meselesi (Mükemmel)

Küçük Ali, yaşlı bir çiftçiden 500 liraya eşek satın alır. Ama çiftçi eşeği sabah verecektir. Sabah yaşlı çiftçi Ali’ye;─ Oğlum eşek dün gece öldü, paranı da yedim bitirdim! der.

Küçük Ali çiftçiye;

─ Ben eşeği yine de istiyorum, der.

Yaşlı çiftçi;

─ Ölü eşeği ne yapacaksın? diye sorar.

Ali de;

─ Ölü olduğunu söylemeyeceğim, tombala düzenleyip satacağım, der.

Aradan bir ay geçer, yaşlı çiftçi Ali’ye rastlar, sorar;

─ Eşeği ne yaptın?

Ali;

─ Eşeği tombalaya koydum, 10 liradan 500 kişiye bilet sattım. 5000 lira kazandım! der.

Yaşlı çiftçi;

─ Peki, ölü olduğunu görünce kızmadılar mı?

Ali;

─ Yok yaa… Sadece kazanan şarladı, ona da 10 lirasını iade ettim sevindi! der.

Küçük Ali büyür, eşeklerin sırtından para kazanmaya devam eder…

Bu ülkede ne Ali’ler Veli’ler biter, ne ölü eşekler, ne de kolay yoldan para kazanmaya çalışıp bunlara parasını kaptıranlar

Nasrettin Hoca Ve Çiğer…

Hoca, bir gün ciğer almış. Kasaba:

“-Bunu nasıl pişireyim!” diye sormuş.

Kasap ciğerin nasıl pişirileceğini bir kağıda yazıp Hoca’nın eline vermiş. Ardından da :

“-Bu tarife uyularak pişirilirse ciğer pek lezzetli olur…” demiş. Hoca, eve doğru giderken nasıl olmuşsa ciğeri bir çaylağa kaptırmış. Çaylak “Gak! Guk!” edip uzaklaşmaya başlamış. Hoca hiç telâş etmemiş. Elinde tuttuğu tarifnâmeyi kaldırarak:

“-Hiç boşuna sevinme!” demiş.

“Tarifnâmesi bende! Ağız tadı ile yiyemeyeceksin!..”

Konya İle Akşehir Havası

Nasreddin Hoca fıkralarıBir gün,nasrettin hoca,konya’ya gitmiş.

Camide vaaz verirken:

-ey müslümanlar demiş,sizin kentinizin havasıyla bizim akşehir’in havası birdir.

Vaazı dinleyenlerden biri:

-nereden biliyorsun hoca’m?diye sormuş.

Nasrettin hoca:

-akşehir’de ne kadar yıldız varsa, konya’ da da o kadar var, yanıtını vermiş.

Hanımından korkmayan ayağa kalksın

Nasreddin Hoca fıkralarıNasreddin Hoca bir vaazında annelerin evlatları ve kadınların kocaları üzerindeki haklarından bahsediyordu…

– “Ey cemaat, içinizde karısından korkmayanlar ayağa kalksın” demiş. Herkes ayağa kalkmış. Hoca şaşkın şaşkın bakınırken, cemaatten biri:

– “Hoca efendi, yalnız sen ayağa kalkmadın. Demek, karısından korkan bir tek sensin!” demiş.

-“Çok haklısın”, demiş Hoca. “Allah, saliha kadınların kocalarına öyle mesuliyetler yüklemiş ki, o sorumluluklarım aklıma gelince yerimden kımıldayamadım!”

Eşeğe mi İnanıyorsun Bana mı?

Nasreddin Hoca fıkralarıBir gün Nasreddin Hoca nın komşusuna eşek lazım olmuş. Hocadan istiyim demiş.ve hoca nın kapısını çalmış hoca kapıyı açmış.

-ne oldu ?demiş

komşusu

-eşeğini alabilirmiyim hocam ? demiş

hoca

-eşek evde değil. demiş

komşusu tam gideyim derken eşek anırmış komşusu;

-eşek hani evde değildi .demiş

hoca bu durur mu:

bana mı inanıyorsun yoksa eşeğe mi ? demiş

Anne kıymeti bukadar güzel anlatılır ancak

Dokuz ay boyunca seni karnında taşıdı… Neredeyse sürekli mide bulantısı hissetti. Aylarca yorgun ve hasta gibi hissetti kendisini.

Ayakları şişti, vücudunda ödemler oluştu, derisi gerildi. Sen karnındayken basitçe yaptığı birçok şeyi yapmakta zorlanır hale gelmişti, Çünkü nefesini, canını, kanını seninle paylaşıyordu.

Merdivenlerden çıkmak şöyle dursun yürümek bile daha zordu. Ayakkabılarını bağlamak basit bir iş değildi artık önemli bir görev gibi çaba sarf etmesi gerekiyordu.

Sen farkında olmadan onu tekmelerken ve içinde kıvranırken, O birçok geceyi uykusuz ve ağrılı geçirdi.

Doğumunda ise tarifi olmayan bir acı çekti. Fakat sonra seni kucağına aldığında her şeye değdiğini hissetmişti. Senin için böyle bir acıyı çekmeye asla tereddüt etmezdi.

O senin için dadılık, hizmetçilik, hamallık, öğretmenlik, şoförlük, aşçılık, temizlikçilik ve hastalandığında bakıcılık yaptı. En büyük hayranın, en sadık dostun, en yakın arkadaşın, Annen…

Seni karnında hissettiği andan itibaren senin itibaren senin için yaşadı, kendini sana adadı. Sen yediğin zaman doydu, sen uyuduğun zaman dinlendi. Senin için uğraştı, uğraşıyor ve her zaman senin için uğraşacak. Sana dair umutları, hayalleri oldu.

Seni için üzüldü, kızdı, sevindi. Her şeyi tek bir karşılık bile beklemeden yaptı. Çevrende annesini kaybetmiş insanları gördün değil mi? Bu bir gün senin de başına gelecek…

Keşke gelmese ama gelecek. O’na teşekkür etmek için yeterli zamanın varken, söyle. Her fırsatta O’nun senin için yaptıklarının kıymetini bildiğini göster. Bundan daha fazla hiç bir şey onu mutlu edemez.

BAK! Rabbimiz ne buyurmuş; “Rabbin, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi ve anne-babaya iyilikte bulunmanızı emretti.

Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanacak olursa, onlara öf bile deme, onları azarlama; onlara güzel söz söyle. Onları esirgeyerek tevazu kanadını ger ve de ki:

‘Rabbim, onlar beni küçüklüğümde nasıl yetiştirdilerse, Sen de onlara öylece merhamet et.” İsrâ Suresi 23. Ayet

Doktor Ve Hemşire.

Bir doktor, hemşiresi ile gizli gizli buluşuyormuş.

Bu buluşmalardan bir süre sonra, hemşire hamile olduğunu söylemiş.

Fakat doktor, bu olayı karısının duymasını istemediğinden,

hemşireye yüklü bir miktarda para uzatarak, demiş ki:

– Hemen İtalya’ya git ve çocuk doğana kadar orada kal.

– Bebeğin doğduğunu sana nasıl haber vereceğim?

– Bana hemen bir kart gönder ve arkasına “spagetti” diye yaz, ben durumu anlarım, başka bir açıklama yapmana gerek yok.

Hemşire parayı almış ve uçağa binip İtalya’ya gitmiş.

9 ay sonra, bir gün doktorun karısı evden aramış:

– Sevgilim, bugün postadan senin adına İtalya’dan postalanmış ilginç bir kart geldi, fakat ne anlama geldiğini anlayamadım.

– Peki karıcığım, ben akşama eve gelince sana gerekli açıklamayı yapacağım.

Doktor akşam eve gelmiş, kartı almış ve okuyunca; kalp krizi geçirmiş ve olduğu yere yığılıp kalmış.

Acil yardım ve tibbi mudahelelerin sonunda; doktor yavaş yavaş kendine gelmeye başlamış.

Müdahale eden meslektaşları, doktorun elinde sıkı sıkıya tuttuğu kartı alıp bakmışlar.

Kartta aynen şunlar yazıyormuş:

“Spagetti, spagetti, spagetti, spagetti!.. İkisi sosisli; ikisi sade!..

Kız isteme hikayesi

Bir kız isteme olayında, kızın babası erkek tarafına söyle der :

-Efendi benim kızı isteyen çok sizin neyiniz var neyiniz yok ? Delikanlı girer söze

-Rahim ve Rahman olan Allah aç bırakmaz kendisini zikredeni. O Alim dir. Günaha düştüğümüzde ve pişman olduğumuzda Gaffarlığını gösterir.

Gece çalıştığım yere El Hafiz der öyle girerim.

Neyiniz var diyeceksiniz. Hiçbir şeyim yok Çünkü O dur Malik-ül Mülk.

Ya paran biter de karanlıkta kalırsanız diyeceksiniz, En Nur deriz aydınlanır Beytimiz.

Kızımı asla bırakmayacaksın derseniz, söz veremem Çünkü kullar değil, Haliktir Baki olan.

Varsın kimse sevmesin bizi Vedud kafidir.

Kızım senden bir şey gizlerse ne yaparsın demenize gerek yok. Yüreği el veriyorsa istediğini yapsın Rabbim Başirdir es Sehid dir. Her şeyi bilir.
Yani kısacası bir Rabbim var birde rabbimin en sevgilisi (s.a.v)

Benimde kızınızdan isteklerim var. Nur süresi 31. Ayeti yaşayacak. Edepli olacak. El Haya-ül Minel imandir çünkü.

Beni sevecek, ölene kadar ellerimi bırakmayacak.

Benim uykum ağırdır. Sabah namazına kalktığında beni gerekirse vura vura uyandıracak.

Baba girer söze :

-İyisin hoşsun, peki başınızı sokacak bir eviniz var mı?

Delikanlı cevap verir :

-Yok dersem kızınızı vermeyecek misiniz ?

Baba : Hayır evlat, ben ev yaptıracağım yeter ki sen kızımı al..

Mutlaka Okuyalım ve Paylaşalım

Bayan garson sinirli olduğu bir gün, pastaneye bir çocuk gelir.

‘Abla yaş pastanın porsiyonu ne kadar?’ diye sorar.

Garson kız, çocukla uğraşmamak için iki liralık porsiyonun fiyatını üç lira der. Çocuk avucundaki bozuk paraları saymaya başlar. Garson kız başka masalara bakmaya gider. Çocuk sabırla bekler. Çocuğun gitmediğini gören garson kız, tekrar çocuğun yanına gelir.

Bre çocuk ne alacaksan karar ver, zaten canım burnumda!’ diye çıkışır.

Çocuk bu sefer ; ‘Dondurma ne kadar?’ diye sorar.

Garson kız uflaya puflaya;

‘İki buçuk lira!’ der. Çocuğu umursamadan tekrar işlere bakar.

Geri döndüğünde çocuğu bir masada oturmuş kendisini bekler halde bulur. Çocuğun yanına gider, kaba bir dille;

‘Ne yiyeceğine umarım karar vermişsindir küçük!’ der.

Çocuk, üç liralık pasta yerine iki buçuk liralık dondurma ister. Garson kız, dondurmayı fişiyle birlikte getirip masadan ayrılır.

Çocuk dondurmayı yedikten sonra parasını masaya koyup gider.

Garson kız masaları temizlerken çocuğun masasına uğrar. Çocuk iki buçuk lirayı bir kenara bırakmış, elli kuruşu da bahşiş bir tarafa koymuştur! Garson kız sandalyeye yıkılır, bir süre öylece kalır. İnsan yerine koymadığı, kötü davrandığı çocuk, üç lirasıyla çok sevdiği yaş pastayı, bahşişe para ayırmak için yememişti.

EVLENDİĞİMDEN BERİ KAYNANAM EVİME İLK DEFA GELİYORDU.

Evlendiğimden beri kaynanam evime ilk defa geliyordu. Daha önce eşya yerleştirmeye gelmişti ama bu başkaydı. Evimi güzelce temizleyip yemekleri yaptım. Öğleye 1 saat kalmıştı neredeyse gelir derken. Zil çaldı ve annem geldi. Ev hediyesi diye birde hediye getirmişti.

Paketi açınca şok geçirdim içinden kullanılmış sünger çıktı.

Sordum anneme senin yatak odandaki aynanın üzerinde duran sünger mı bu diye evet dedi. Evde temizlik bezleri vardı ama bunu da kullanırım dedim. Annem bunu kullan diye getirdim ama temizlikte kullan diye değil dedi.. Yaa peki nasıl kullanacağım dedim geçmişe sünger çekmek için kullanacaksın dedi. anlamamıştım.

Anneannem ve dedem hep kavga ederlermiş anneanneme dedem geçmişe bir sünger çek dermiş ama anneannem bunu hiç yapamazmış. Dırdırları ile dedemi bıktırırmış. Peki neden kadınlar geçmişe sünger çekiyor da erkekler çekmiyor dedim anneme annem çünkü erkekler unutkandırlar geçmişi hatırlamazlar kadınlar ise hassastır kendilerini üzen hiçbir şeyi unutmaz aklına geldikçe acı çeker ve etrafındakilere de acı çektirirler dedi.

Anneannem de hatasının farkında olduğu ama düzeltemediği için anneme nasihat amacıyla onun ilk evlendiği zaman ev ziyaretine bu hediye ile gitmiş. Bize yaptığın taze kuru fasulye ve pilavını afiyetle yedik karnımız doydu dedi.

Ama bayat yemeği önümüze çıkarsan keyifle yiyemez tam doymadan kalkardık dedi. Evlilikte böyle bişey işte yavrum geçmiş konuları bayat yemek gibi ısıtıp getirirsen bir kaç ısıtmadan sonra tadı kaçar karın doyurmaz hale gelir. Ama geçmişe sünger çekersen tadınız hiç kaçmaz .

Okuduysanız Paylaşalım bu güzel kıssayı herkes okusun