Adnan Oktar’ın Kediciği Bakın Şimdi Ne Halde!

Adnan Oktar’la uygunsuz basılmıştı Tuğçe Doras’ın son haline bakın

Ülkemizin bir modeli gündem de tutma süresi oldukça kısa. Tabi bazı istisnalar dışında… Tuğçe Doras da onlardan biri. Ama onun durumu biraz farklı.

Onun yaşadığı ve adının geçtiği büyük skandal sonrası ortadan kaybolması gayet normal. 1998 Elite Model Look güzellik yarışması finalisti Tuğçe Doras, 12 Kasım 2000 gecesi Adnan Hoca tarikatına ait evlere polis tarafından düzenlenen ani baskında tarikat lideri Adnan Oktar ile yakalanmıştı. Peki Tuğçe Doras şimdiler de neler yapıyor dersiniz? İşte Tuğçe Doras’ın son hali..

Oktar’la Silivri’deki çiftliğinde tanışan ve o sıralarda 19 yaşında olan Tuğçe, polise verdiği ifadesinde tarikatın içyüzünü anlatmış ancak mahkeme aşamasında ifadesinden vazgeçerek şikayetçi olmamıştı. Doras o dönemden sonra televizyonda birkaç dizide oynadı. Sonra ise tamamen kayboldu.

Evcilik Oyunu ile tanıdığımız ve Hakan Ka ile güzel bir uyum içerisinde en ideal çift olmak için yarışan Tuğçe Doras 1981 Doğumlu… Tuğçe Doras Doktorlar, Kollama, Tek Türkiye, Kız Babası, Hababam Sınıfı Askerde, Hayat Bilgisi gibi yapımlarda rol aldı.

Doras şimdi ekranlardan uzak bir hayat yaşıyor. 2014 yılında evlenen Doras, çocuk sahibi de oldu. Artık o dünyalar tatlısı bir kız çocuğunun annesi.
İŞTE TUĞÇE DORAS’IN SON HALİ;

Dilencilerin Kucağındaki Bebekler BAKIN Neden Sürekli Uyuyormuş…?

Sosyal paylaşım sitelerinde hızla yayılan bir yazı, her zaman gördüğümüz bir sahnenin gerçek yüzünü gözler önüne seriyor. İşte dilendirilen bebeklerin neden hep uyuduklarını tüm acımasızlığıyla yüzümüze çarpan o yazı…

Metro istasyonu yakınında yaşı tam olarak belli olmayan bir kadın oturuyor. Kadının saçı karışık ve kirli, başını kederli bir şekilde öne eğmiş. Yanında bir çanta duruyor. İnsanlar çantaya para atıyor. Kadının kucağında uyuyan iki yaşında bir bebek var. Bebek, kirli bir şapka ve kirli giysiler içinde habersizce uyuyor.

Yoldan geçen sayısız insan ona para veriyor. Kötü bir niyeti olduğunu düşünmeden, her zaman cebindeki son kuruşu ve üzerindeki son kıyafeti hayırlı bir iş yaptığını düşünerek vermeye hazır olan insanlar. Bir ay boyunca bir dilencinin yanından geçtim. Bunun çete kontrolünde bir aldatmaca olduğunu bildiğim için dilenciye para vermedim. Bir ay sonra dilencinin önünden geçerken aniden bir şey fark ettim…

Her zamanki gibi pis bir eşofman giydirilmiş bebeğe baktım. Sabahtan akşama kadar kirli bir metro istasyonunda bir çocuğun bu kadar sakin durmasını garipsedim. Bebek uyuyordu. Ağlamıyordu, hıçkırmıyordu veya bağırmıyordu, sadece başını annesinin dizlerine gömmüş uyuyordu.

Sevgili okuyucular, aranızda çocukları olan var mı? 1-2-3 yaşlarındaki bebeklerin ne sıklıkta uyuduğunu hatırlarsınız. İki veya en fazla üç saatlik( ardışık olmayan) öğleden sonra şekerlemesi yaparlar ve bu aralıklarla tekrar eder. Fakat ben bir ay boyunca dilencinin kucağındaki bebeği bir kere bile uyanık görmedim! Dilencinin dizlerine gömülü olan bebeğin yüzüne baktım ve içimde beliren kuşku daha da arttı. Gözlerimi bebeğe dikerek dilenciye sordum: “Neden sürekli uyuyor?”

Dilenci beni duymamış gibi yaptı. Gözlerini indirdi ve yüzünü perperişan ceketinin yakasına sakladı. Soruyu tekrarladım. Kadın tekrar yukarı baktı. Ardından arkamdaki bir yere iğrenmiş bir şekilde baktığını fark ettim. Bas git, diye mırıldandı. Ben adeta çığlık atar gibi “neden sürekli uyuyor?” diye sordum bir daha. Arkamdaki kişi omzuma elini koydu. Arkamı döndüm. Yaşlıca bir adam, tasvip etmeyen bir tavırla bana bakıyordu:

“Ondan ne istiyorsun? Ne kadar zor bir hayat yaşadığını görmüyor musun?” Eh… Cebinden biraz para aldı ve dilencinin çantasına attı. Dilenci tevazu ve büyük bir keder ifadesi belirmiş yüz ifadesi takınarak istavroz çıkardı. Adam omzumdan elini çekti ve metro istasyonundan dışarı çıktı. Bu yaşlıca adamın eve gittiğinde, ev halkına metro istasyonunda gördüğü ruhsuz bir adama karşı fakir, perişan bir kadını nasıl savunduğunu anlatacağından eminim.

Ertesi gün bir arkadaşımı aradım. Bu arkadaşım zeytin gibi gözleri ile Romen uyruklu komik bir adamdı. Eğitiminin sadece üç buçuk yılını tamamlamayı başarmıştı. Eğitimini tamamlayamaması, onun pahalı ve yabancı arabalarla şehrin sokaklarında gezinmesini engellemiyordu. Arkadaşımdan bu işin bariz bir şekilde organize edilmiş olduğunu öğrenmeyi başardım. Kullanılan çocukların alkolik ailelerden “kira”landığını veya en basit deyişiyle kaçırıldığını öğrendim.

Bebeğin bütün gün uyuması için bu kişiler tarafından ona votka ya da uyuşturucu verildiğini de şaşkınlıkla dinledim. Tabii ki, çocukların vücutlarının böyle bir şok ile baş etmesi mümkün değildir, bu yüzden çocuklar genellikle ölür. En korkunç şey ise – bazen bu çocuklar “iş günü” içerisinde ölür. Ve sözde annenin akşama kadar kucağında ölü bir çocuğu tutması gerekir. Bu bir kuraldır. Yoldan geçenler torbaya biraz para atar ve bunun ahlaki ve doğru bir şey olduğuna inanır, bunun “yalnız” bir anneye yardım etmek olduğunu düşünür. Ama değildir.

Ertesi gün aynı metro istasyonunda yürürken gazeteci kimliğimle konuşmaya hazırdım. Kadın aynı yerde oturuyordu ve kucağında dünkünden farklı bir bebek tutuyordu. Ona bu çocuğun belgelerini ve dünkü çocuğun nerede olduğunu sordum. Cevap vermedi. Fakat yanımdan geçen insanlar neden çocuklu ve yoksul bir dilenciye bağırdığımı sorup aklımı kaçırdığım imasında bulundular. Bunun üzerine metro istasyonundan bir koruma eşliğinde zorla çıkarıldım. Yapmam gereken tek şeyin polisi aramam gerektiğini biliyordum ve aradım. Fakat polis geldiğinde ortada ne dilenci ne de bebek vardı.

Eğer siz de sokaklarda çocuklarıyla dilenen kadınlar görüyorsanız, para vermeden önce bir kez daha düşünün. Para vermediğiniz takdirde sektörleşmiş bu tür kötü niyetli işler bir süre sonra bitecektir. Böylece çocukların votka ve herhangi bir ilaç verilerek kullanılmasına ve sömürülmesine de engel olacaksınız.

Dilencilerin kucağında uyuyan bebeğe sakın şefkat ile bakmayın. Bu korkunç gerçeği görün! İşte artık bu yazıyı okuduğunuz için dilencilerin kucağındaki çocukların neden sürekli uyuduğunu biliyorsunuz.

SÖZ DİZİSİNE SÜPER BİR TRANSFER YÜREKLERİ HOPLATTI

Pazartesi günlerinin reyting birincisi Söz’e güzel oyuncu. Burcu Binici dahil oldu. Binici’nin başkomiseri Ceren’i canlandıracağı öğrenildi. Güzel oyuncu Burcu Binici, narkotik başkomiseri olan Ceren karakteriyle izleyiciyle buluşacak

Oyuncu Burcu Binici, Star TV’de yayınlanan Söz dizisinin kadrosuna katıldı. Burcu Binici, narkotik başkomiseri olan Ceren karakteriyle izleyiciyle buluşacak….BİRLİKTE GÖREV ALACAKLAR. Seyircileri, sürpriz gelişmelerin beklediği yeni bölümlerde Tim, Karabayır halkını tehdit eden büyük bir sorunu çözmek için Ceren komiserle omuz omuza görev alacak.

g2-163.jpg

SÖZ DİZİSİ CEREN (BURCU BİNİCİ) KİMDİR?:

Burcu Binici, 6 Temmuz 1986 tarihinde Erzurum’da ailenin en küçük kızı olarak doğdu. Aslen Rize Hemşin’li olan Burcu Binici’nin çocukluğu; babası Devlet Su İşleri’nde memur olduğu için görev yeri olan Aydın’da geçti. İlkokulu Ekrem Çiftci İlköğretim Okulu’nda okuduktan sonra Aydın Lisesi’nde lise öğrenimini tamamladı. Şan eğitimi alan oyuncu, asma davul ve nagarada çalıyor.

g3-155.jpg

Binici, iseden mezun olduktan sonra babası Tekrar Erzurum’a tayin olunca Akbank Erzurum Merkez Şubesi’nde 6 ay kadar çalıştı. Oyunculuğa başlamadan önce doğuda ilaç mümessilliği ve dansçılık gibi çok farklı işlerde çalıştı. Anadolu Ateşi’ndeki bir hoca tarafından keşfedilerek dans ekibine çağırıldı. Bir yıl kadar Anadolu Ateşi’nde dans etti. Daha sonra 2007 yılında tanıştığı Meral Okay’ın teklifi ile “Bir Bulut Olsam” Dizisi’nde Gülengül rolünü oynayarak ilk dizisinde oynadı. Burcu Binici, 18 temmuz 2011 tarihinde yönetmen Eray Koçak ile evlendi. İki ay sonra boşanma kararı aldı ve 6 şubat 2012 tarihinde boşandı.

g4-124.jpg

SÖZ DİZİSİ CEREN (BURCU BİNİCİ) KAÇ YAŞINDA?:

6 Temmuz 1986 yılında doğmuştur. Kaynak: Söz dizisi Başkomiser Ceren kimdir Memleketi ve eski eşi şaşırttı.

g5-071.jpgg6-043.jpgg7-041.jpg

SON DAKİKA! İSTANBUL’DAN KORKUNÇ HABER ŞİMDİ GELDİ!

İSTANBUL’DAN KORKUNÇ HABER ŞİMDİ GELDİ!

İstanbul Başakşehir’de bir fırının yatakhanesinde ikisi yabancı uyruklu 4 kişinin cesedi bulundu. 4 kişinin yedikleri tavuktan ya da karbonmonoksitten zehirlenmiş olabileceği belirtilirken, kesin ölüm nedenlerinin Adli Tıp Kurumundaki incelemeden sonra netlik kazanacağı bildirildi. Fırın sahipleri gözaltına alındı.

İstanbul’da bir fırında 4 ceset bulundu ile ilgili görsel sonucu

Adem Porsuk,(24) kardeşi Oktay Porsuk,(17) Suriye İdlipli Agıl Resıd(19) ve soyadı tespit edilemeyen Hikmet isimli Pakistanlı Başakşehir Hürriyet Bulvarı üzerindeki fırında çalışıyor, fırının yatakhanesinde kalıyordu. Dün gece saat 23.30 sıralarında fırının sahibi fırına geldi.

İstanbul’da bir fırında 4 ceset bulundu ile ilgili görsel sonucu

Hamur kazanını kontrol ettikten sonra hamur hazırlanmasın için yatakhanede uyuyan 4 çalışanı uyandırmaya çıktı. Çalışanlara uyanmaları için seslendi ancak uyanmıyorlardı. 4 çalışanın nefes almadığını farketti. Hemen 112 sağlık ekinini aradı, yardım istedi. Olay yerine polis ekipleri de geldi. Olay yerine gelen sağlık ekibi 4 kişiyi hemen hastaneye kaldırdı. Ancak 4 kişi için çok geçti, hepsi ölmüştü.

İstanbul’da bir fırında 4 ceset bulundu ile ilgili görsel sonucu

Cesetler üzerinde yapılan incelemede herhangi bir kesici, delici ya da ateşli silah izine rastlanmadı. Polis yaptığı araştırmada, 4 çalışanın akşam tavuk yediklerini belirledi. Yemekten arta kalan tavuk parçalarından incelenmek üzere numune alındı. 4 fırın çalışanının karbonmonoksit zehirlenmesine de maruz kalmış olabilecekleri değerlendirildi.

Cesetler incelenmek üzere Adli Tıp Kurumuna kaldırıldı. Kesin ölüm nedenlerinin burada yapılacak incelemeyle netlik kazanacağı belirtildi. Polis savcılık talimatıyla fırın sahipleri R.Y ve O.T’yi gözaltına aldı. Soruşturmanın sürdüğü bildirildi.

Eklem ve Kireçlenme Ağrılarına Son Veren Karışım

Eklem ağrılarını gideren elma sirkesi yumurta kabuğu tedavisi eskiden japonların kullandığı, ayak bilekleri diz ve eklemlerindeki ağrılar için sık sık kullandığı doğal bir tedavi yöntemidir.

Kemiklerin birbirine sürtündüğü eklem bölgelerindeki ağrılar özellikle belli bir yaştan sonra dayanılmaz bir acı haline gelmeye başlar.Bir çoğunuz pahalı ve vücudu yoran, yan etkileri olan ilaçlar kullanmayı alışkanlık haline getirdiniz bile ama eskiden yani eczanelerin ve ilaç firmalarının her köşeye kurulmadığı tarihlerde insanlar tedaviyi doğal yöntemlerle sağlıyordu.

Biz de size eskiden ninelerinizin babaannelerinizin bildiği bir yöntemden bahsetmek istiyoruz.Evet Japonya’da doğan bu “Eklem ağrılarını gideren elma sirkesi yumurta kabuğu tedavisi” samuray savaşçıları tarafından oldukça sık kullanılmaktaydı.

Çünkü onlar sirke ve yumurta kabuklarının karışımı ile oluşan bol kalsiyumlu karışımın eklemler için ne kadar faydalı olduğunun farkına varmışlardı.Biz de unutulmaya yüz tutmuş olan eklem ağrılarını gideren elma sirkesi yumurta kabuğu tedavisi için gerekli malzemeleri sıralayalım.

Malzemeler :

1 adet köy yumurtası

2 çay bardağı elma sirkesi

Yapılışı :

1 Adet köy yumurtamızı iyice yıkıyoruz ve temizliyoruz. Temiz olduğuna emin olduktan sonra 150ml yani yaklaşık bir buçuk – iki çay bardağı elma sirkemizin içine atıyoruz.Bir hafta kadar beklettikten sonra yumurtanın kabuğu tamamen eriyecek ve sirkeye karışacak.

Süremiz dolduğunda yumurtayı sirkenin içinden çıkartın ve kalan sirkenin üzerine seyreltmek için 1 su bardapı kadar su ilave edin.Eklem ağrılarını gideren elma sirkesi yumurta kabuğu tedavisi için karışımımız hazır.

Eklem ve diz ağrılarınızı gidermek için günde 3 kere 1 yemek kaşığı kadar için. Ağrılarınız 10 güne kalmadan hissedilir derecede azalacak.Merdiven çıkarken hissettiğiniz ağrı ve acıların azaldığını tecrübe edinmek size moral olacak.

Lütfen bu haberimizi ülkemizde bu hastalıktan şikayetçi pek çok insanın da olduğunu düşünerek sosyal medya hesaplarınızda paylaşın.Bu önemli bilgi ve yöntemlerden daha fazla kişinin faydalanması için, beğenip, paylaşmayı unutmayın lütfen

YAŞLANMIYOR DEDİĞİMİZ BURCU ESMER SOYUN MAKYAJSIZ HALİNİ GÖREN KAÇACAK DELİK ARADI!

Sunucu Burcu Esmersoy, Makyajsız Yakalandı

Şu sıralar Berk Suyabatmaz ile yaşadığı aşkla magazin basınında kendine yer bulan sunucu Burcu Esmersoy, önceki gün hastaneye girerken gazetecilere makyajsız yakalandı.

Sevgilisi Berk Suyabatmaz ile önümüzdeki aylarda evleneceği konuşulan Burcu Esmersoy, önceki gün Etiler Dünya Göz Hastanesi’ne giriş yaparken görüntülendi.

MAKYAJSIZ YAKALANDI Makyajsız ve spor giyimiyle dikkati çeken Burcu Esmersoy, güler yüzü ile gazetecilere selam verdi.

Sunucu Burcu Esmersoy, Makyajsız Yakalandı ile ilgili görsel sonucu

GÖZLERİNDEN RAHATSIZLANDI 41 yaşındaki sunucu, “Gözlerimle alakalı ufak bir rahatsızlığım vardı, onun için geldim. Herkese iyi çalışmalar” dedi.

Burcu Esmersoy böyle görüntülendi;

Sunucu Burcu Esmersoy, Makyajsız Yakalandı ile ilgili görsel sonucu

Sunucu Burcu Esmersoy, Makyajsız Yakalandı ile ilgili görsel sonucu

Evim Şahane Mimarı Selim Yuhay’ın kendi evi

Evim Şahane Mimarı olarak bilinen TV programı ‘‘Evim Şahane’’ nin yaratıcısı olan Selim Yuhay, kendi alanında farklı mimari proje çözüm yaklaşımları ve kendine özgü çizgisiyle kısa zaman da dikkatleri üzerine çekiyor.Bu zamana kadar yenilediği evleri izleyerek kendimize örnek almıştık. Şimdi ise kendi dizayn ettiği evini sizlerle paylaşalım.

Mimar Selim Bey, evinde genişliğe, ferahlığa ve ince detaylara yer veriyor.

Ekranlardan da bildiğimiz gibi renk uyumlarına önem veren mimarımız kendi evinde de aynı özeni gösteriyor.

Selim Bey, fazla düzenli evlerin ailevi sorunlara sebep olduğunu ve bu sebepten dolayı da bir evin yaşanılabilir olması için biraz dağınık olması gerektiğini vurguluyor.

Mimarımıza göre, eve alınan tabloların sadece odadaki renk uyumunu sağlamak amacıyla alınmamasıdır.Selim Yuhay mimarlık alanında kendine has bir tarzı olmasından dolayı insanlar tarafından gerçekten çok seviliyor. Meslektaşlarının çoğu tasarım yaparken neredeyse aynı sitilleri kullanıyor olsa da değerli mimarımız diğerlerinden farklı olduğu için tercih ediliyor.

Selim Bey, fazla düzenli evlerin ailevi sorunlara sebep olduğunu ve bu sebepten dolayı da bir evin yaşanılabilir olması için biraz dağınık olması gerektiğini vurguluyor.

Mimarımıza göre, eve alınan tabloların sadece odadaki renk uyumunu sağlamak amacıyla alınmamasıdır.Selim Yuhay mimarlık alanında kendine has bir tarzı olmasından dolayı insanlar tarafından gerçekten çok seviliyor. Meslektaşlarının çoğu tasarım yaparken neredeyse aynı sitilleri kullanıyor olsa da değerli mimarımız diğerlerinden farklı olduğu için tercih ediliyor.

Selim Bey bir röportajında ‘Eskiden şampanya rengi modaydı. Sonra kum rengi moda oldu. Sıra lilada, kırmızıda, morda. Cesaretli olun.’ Şeklinde konuşarak evinde de bu renkleri kullanarak cesaretini, tasarımcılığını bir kez daha gözler önüne seriyor.

Düğün Fotoğraflarına Bakınca…Eşini Kaybede Kadın Düğün Fotoğraflarına Baktığında Şok Edici Gerçeğin Farkına Vardı….

Bir fotoğrafın binlerce kelimeyi ifade ettiği söylenir. Gerçekten de bazen bu doğrudur. Emma Cotillard, evlilik fotoğraflarına baktığında daha önce farkedemediği bir şeyi farkedecekti.

33 yaşındaki Emma, hayatının aşkı olan Justin Cotillard ile evlendiğinde güzel bir balayının hayalini kuruyordu. Ancak bilmediği şey ise balayının kabusa dönüşeceğiydi. Bir sabah Justin birden bağırmaya başladı ve Emma’nın odayı terketmesini söyledi. 7 aylık hamile olan Emma hormonların etkisiyle çok duygusaldı ve eşinin sürpriz davranışına sert tepki verdi. Her şey daha da kötüye gitti.

Emma, Daily Mail’e “Benim yedi aylık hamile olduğumu hatırlamadı. Beni yabancı sandı” dedi.29 yaşındaki Justin’de oluşan belirtiler korkutucuydu. Çift balayını iptal edip İngiltere’deki evlerine geri döndü. Justin’de agresif seyirci beyin tümörü vardı ve doktorlar en fazla iki yılının olduğunu söylediler.

Aynı gün Emma, Mia isimli kızlarını dünyaya getirdi. Yine o gün Justin’in kanser tedavisine başlandı. Bebeğini o gün göremedi.Tedaviye rağmen Justin’in kanseri hızla yayıldı. Emma, “Eşimin iki haftalık ömrü kaldığını ve onu eve götürebileceğimi söylediler” dedi.

Geçen sene mayıs ayında Justin vefat etti. Mia, babasız büyüyecekti. Her şey öyle hızla gelişmişti ki kimse beyin tümöründen şüphelenmemişti. Emma, “Düğün fotoğraflarına baktığımda suratının sağ kısmının daha çökük olduğunu farkettim” dedi.

Bir kişide bilgi işlem sorunları olduğu zaman bilişsel sorunlar oluşur. Bu durum dikkat süresi, düşünme ve kısa süreli hafıza ile ilgili zihinsel görevleri içerir.
Kanser hastalarının %75’i tedavi boyunca bilişsel sorunlar yaşar.

Bu hastaların %35’inde tedavi tamamlandıktan sonra aylarca bu sorunlar devam eder. Bu sorunların şiddeti değişir ve genellikle günlük aktiviteleri tamamlamayı güç hale getirir. Ciddi bilişsel problemler yaşarsanız, bu sorunları yönetme konusunda sağlık ekibi ile konuşunuz.

Bilişsel Sorunların Belirtileri
Bilişsel sorunların belirtilerini yönetme, kanser bakımı ve tedavisinin önemli bir parçasıdır. Buna palyatif bakım denir. Herhangi bir belirti ya da semptom ile karşılaştığınızda, sağlık ekibi ile mutlaka konuşun. Bunlar, aşağıdaki belirtiler veya değişiklikleri içerir:Konsantrasyon bozukluğu, odaklanma veya dikkat eksikliği
Zihin bulanıklığı, şaşkınlık veya dezoryantasyon

Uzamsal yönlendirmede güçlük,Hafıza kaybı veya hatırlamada güçlük; özellikle isimleri, tarihleri ve telefon numaralarını unutma,Anlama sorunları
Matematik, örgütsel ve dil becerilerinde bozulma; örneğin doğru sözcükleri bulmakta, görevleri organize etmekte ve denge kurmakta zorluk.

Bilişsel Sorunların Nedenleri
Kanserden kurtulanlar için genelde kanser tedavisi sonrası düşünme zorluğunu net şekilde açıklamak için “kemo beyin” terimi kullanılır. Aynı zamanda kemoterapi almamış olan insanlarda benzer belirtiler rapor edilmiştir. Kemoterapiye ek olarak, birçok faktör bilişsel sorunlara neden olabilir.

Bilişsel Sorunların Yönetimi
Anemi ya da elektrolit dengesizliği gibi tedavi edilebilir bir hastalıktan kaynaklanan bilişsel problemler; genellikle bu hastalıklar tedavi edildikten sonra sona ermektedir. Aynı şekilde, kullanılan ilaçlardan kaynaklanan sorunlar da bu ilaçların kullanımını bıraktıktan sonra bitecektir.

Beyindeki kansere bağlı problemler genellikle tedavi ile geliştirir, ancak bazı belirtiler devam edebilir. Ne yazık ki, kemoterapi, radyoterapi ya da diğer kanser tedavileri ile ilgili bilişsel sorunlar uzun vadeli olabilir.

Yumurtladı sandığı tavuk kuluçkadan kalkınca sahibi gözlerine inanamadı!

Annelik iç güdüsü yalnızca insanlara ait sanıyorsanız yanılıyorsunuz; hayvanlar da insanlar gibi bu duyguya sahip. Onların kuluçka süresinde gösterdikleri hassasiyeti, kimi zaman insanlar da bile görmek mümkün olmuyor.

TAVUK ile ilgili görsel sonucu

“Annelik iç güdüsü”

Bu tavukların hikayesi de annelik iç güdüsüne örnek olacak türden. Kuluçkaya yattığını düşündüğünüz bu tavukların altında, aslında ne civciv var ne yumurta.

Anaç tavuk çiftlikteki yeni doğan kedilerin ısınması için üstlerinde oturuyor.

Anne kediye izin verdiTavuk, en başta yavrulara anne kedinin bile yaklaşmasına izin vermezken bir süre sonra durumun farkına varıp anne kedinin yavrularının yanına gelmesine izin verdi.

Örnek davranış

Tavuğun annelik güdüsü, yeni doğan bebeklerini sokaklara, çöp konteynırlarına ve cami avlularına bırakan annelere örnek olacak türden.

Biri Annesi, Biri Babası… 4 Yaşındaki Çocuk İğrenç Olaya Şahit Olmuş…

Kaza gibi görünen olayın aslı polisin olay yerine gelerek yaptığı inceleme sonrasında ortaya çıktı.

Çift, trafikte çocuklarının önünde fenalaştı.

İki kişi arabada kendinden geçmiş halde bulunurken, arka koltukta oturan küçük çocuğun çaresizliği ise yürek parçaladı.

ABD’nin Ohio eyaletinde polis tarafından Facebook’ta paylaşılan fotoğraflar,trajik bir hikayeyi bir kez daha ortaya koydu.

Fotoğraflarda, James Acord adlı bir adam ile bir kadının arabada kendinden geçtikleri görülürken, arka koltukta ise bir çocuk fark ediliyor.

East Liverpool polisi, fotoğrafları yayınlama kararlarıyla ilgili “Bu korkunç uyuşturucunun diğer yüzünü de gösterme ihtiyacı hissettik.

Bu korkunç karmaşanın içinde kalmış çocukların sesi olmamız gerektiğini düşündük.” açıklamasında bulundu.

CNN’in haberine göre polis memuru Kevin Thompson, sürücüye yaklaştığında, Acord’un anlaşılması güç bir şekilde kendisine, bayılmış olan Rhonda Pasek adlı kadını hastaneye götürmeye çalıştığını söylediğini anlattı.

Fakat olayın hemen ardından Acord’un da kendinden geçtiğini belirtti.
Arkada oturan çocuğun ise Pasek’in 4 yaşındaki oğlu olduğu öğrenildi.
Küçük çocuk, yetkililere teslim edildi.

47 yaşındaki Acord ile 50 yaşındaki Pasek bir çocuğun hayatını tehlikeye atmakla suçlanıyor.